Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Şarku’l Avsat)

Riyad Girişimi, yolsuzlukla mücadele etmek için uluslararası bir adımdır

Suudi Arabistan, uluslararası düzlemde bilgi alışverişinde bulunmak için yolsuzlukla mücadele araçları arasında küresel bir platform oluşturan Riyad Girişimi’ni geçtiğimiz günlerde başlattı. Söz konusu girişim, bölgede ve dünyada beğeniyle karşılandı.

Sermaye sahiplerinin uygulamalarının ve müzakerelerinin yanı sıra iş ve finans dünyasında uzman olmayan okuyucuların aklına şöyle bir soru gelebilir: Suudi girişiminin uluslararası düzlemde gerçekleştirmeye çalıştığı hedef nedir?

Suudi Arabistan, uzman ekonomistleri ve hukukçuları sayesinde sınır ötesi yolsuzluk ve suçlar hakkında kesin bilgi sahibi olmaya başladı. Bu da bütün ülkelerde kanun uygulayıcıları arasındaki işbirliğinin gerekli olduğunu gösteriyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) gelecek yıllarda sürdürülebilir kalkınmayla ilgili hedefleri, belki de yolsuzluğa karşı gerçek bir savaş açmadan herhangi bir şekilde hayata geçirilemeyecek.

Yine mali ve idari yolsuzluk sebebiyle kalkınma gerçekleşmediği zaman insan onurunu ve haklarını koruma gücünün zayıflamasının yanı sıra barışı pekiştirme yolları azalıyor ve savaş olasılıkları artıyor.

Yeni Riyad Girişimi’nin hedeflerinin, tehlikeli gelişmelere karşı insanı, çevreyi ve küresel iklimi korumak için krallığın ortaya attığı aydınlanma fikirleri kapsamında yer aldığı söylenebilir. Yine bu hedefler, sınır ötesi yolsuzluk suçlarıyla mücadele etmek için hızlı ve etkili bir araç geliştirmenin yanı sıra yolsuzlukla mücadele eden ilgili taraflar arasında kanunların uygulanması noktasında uluslararası ortak işbirliğini pekiştirmekle de güçlü bir şekilde ilişkilidir.

“Yolsuzluk sisteminin hızlı ve korkunç bir şekilde gelişmesine yol açan bir olay var mı?” sorusu, son zamanlarda gündeme gelen sorular arasında yer almaktadır.

Geçtiğimiz mart ayında BM Uyuşturucu ve Suç Ofisinin Başkanı ve BM Genel Sekreter Yardımcısı Ghada Waly, yolsuzluğun dünya ekonomisine maliyetinin yılda yaklaşık 3 trilyon dolar olduğunu ve Kovid-19 virüsünün yayılmasıyla birlikte salgının, sağlık krizinden suç çetelerinin etkin olduğu sosyal ve insani krizlere dönüştüğünü açıkladı.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü Yönetim Kurulu Başkanı Daniel Eriksson, ne yazık ki salgının yolsuzluk yapan hükümetler için altın bir fırsat oluşturduğunu belirtiyor. Yani salgın felaketi, hukuki bir caydırıcılıkla ya da ahlaki bir engelle karşılaşmadan parayı çalıp kişisel hesaplarında biriktirenler için büyük bir fırsata dönüştü.

Son 16 ayda kişisel varlıklardaki gelişmeleri inceleyen birisi, yolsuzluk yapanların hesap bakiyelerinin orantısız bir şekilde arttığını görür. Bu durum, yolsuzluk aracılığıyla krizi kendi menfaatlerine kullananların mevcut olduğunu göstermektedir. Bu da dünya çevresinde özellikle de gelişmekte olan ülkelerde yaşayan birçok insana olumsuz bir şekilde yansıdı ve yansımaya da devam etmektedir.

Yolsuzluk, iş ve finans noktasında dünyanın şu an dikkat ettiği ve yolsuzluğu engellemek için girişimlerin başlatıldığı yeni bir olgu mudur?

Herkes, yolsuzluğun rejimlerin ve hükümetlerin ortaya çıkışı kadar eski bir afet olduğunu biliyor. Öyle ki bu afet, hırsızlık, rüşvet ve yasal olmayan mekanizmalar gibi geleneksel yollarla uzun süre dünya ekonomilerini altüst etti.

Ancak küreselleşme ve küreselleşen finans iletişim araçları, yasaları atlatmanın yeni yollarını açtı. Suçlar, takip eden, soruşturan ve inceleyen bir taraf olmadan kara parayla ilgili anlaşmalar yapmayı kolaylaştıran siber ortamlarda işlenmeye başladı.

2021 yılında yolsuzluk ve dünya, artık belirli bir devletin ya da kıtanın tekelinde değildir. Bunun için yolsuzluk, hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerde aynı ölçüde yayıldı.

Küresel yolsuzluk hakkında Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün yayınladığı en güncel raporları inceleyenler, yolsuzluğun dünyanın üçte 2’sinden fazlasında nasıl yayıldığını ve bunun arkasında genellikle üst düzey sorumluların yer aldığını görür. Zira üst düzey sorumlular, ülkelerini ve vatandaşlarını tehdit eden büyük krizlerden faydalansalar bile yetkilerini ve makamlarını kişisel çıkarlarını gerçekleştirmek için kullanıyor.

Başta BM olmak üzere dünya, Suudi Arabistan’ın girişimini beğeniyle karşıladı. BM, krallığın girişimini uluslararası yolsuzlukla mücadele araçlarını birbirine bağlayan küresel bir platform olarak değerlendirdi. Bu küresel ağ, Kovid-19 salgınının sonuçlarına karşı önemli miktarda fon temin edecek.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Riyad Girişimi’ne övgüde bulunarak yolsuzluğu kınadı. Ayrıca Guterres, yolsuzluğun ahlaksız bir davranış ve sınır ötesi tehlikeli bir suç olduğunu ifade etti.

Ancak yolsuzlukla mücadele ağının başarılı olması, -ki girişimin maddeleri de yolsuzlukla mücadelede nasıl başarılı olunacağını yeterli bir şekilde açıkladı- ortaklar arasındaki diyaloğa ve bu korkunç kabustan kurtulmak için siyasi iradelerin öne çıkmasına bağlıdır. Bunların yanı sıra şeffaflık sisteminin egemen olmasına, soruşturma ve yargılama araçlarının etkin kılınmasına gayret edilmelidir. Ayrıca sosyal iletişim araçları olarak geleneksel ve modern medya organları da öncü bir rol oynamalıdır. Öte yandan mücadeleyi çocukların içine yerleştirmek için temel bir araç olarak eğitimi ihmal etmemeliyiz.

Suudi Arabistan’ın girişimi, yolsuzlukla mücadele etmek için uluslararası bir adımdır.

*İmil Emin-Mısırlı yazar