Lübnan Başbakanı Necib Mikati (NNA)

Sünni alimlerden Başbakan Mikati’ye Körfez krizi desteği

Lübnan Yüksek İslam Şeriat Konseyi, Arap ülkeleriyle kardeşlik ilişkilerinin bozulabileceği tehlikesine karşı uyardı

Lübnan’da Sünni alimlerin oluşturduğu Lübnan Yüksek İslam Şeriat Konseyi, Körfez ülkeleriyle bir süredir devam eden diplomatik kriz nedeniyle Arap ülkeleriyle kardeşlik ilişkilerinin bozulabileceği tehlikesine karşı uyarıda bulundu.

Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Lübnan’ın Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleriyle ilişkilerinde yaşadığı diplomatik krizden çıkması için bir yol haritası belirleyerek net bir tavır ortaya koydu. Lübnan Yüksek İslam Şeriat Konseyi bunun üzerine Mikati’yi desteklediğini açıkladı. Konsey diplomatik krizin neden olduğu fırtınanın yansımalarını kontrol altına almak için Lübnan Başbakanı ile iş birliği çağrısında bulundu.

Açıklamaların ve eylemlerin örtüşmesi gerektiğini dile getiren eski Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora, eylemlerin teröre destek veren Enformasyon Bakanı George Kordahi’nin istifası ile başlaması gerektiğini, bunun dış politikayı düzeltmek için başlangıç olacağını kaydetti.

Konsey, başkent Beyrut’ta Lübnan Müftüsü Abdullatif Daryan başkanlığında Fetva Kurumu’nda düzenlenen ve eski Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora’nın katıldığı dünkü toplantının ardından bir açıklama yayımladı.

Konseyin açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Lübnan’ı etkileyen boğucu krizi ele almada devam eden başarısızlık temelde yetkililerin basiretsizliğinin ve görevi kötüye kullanmalarının bir sonucudur. Anayasayı ihlal etmek, Ulusal Mutabakat Belgesi’ni hiçe saymak ve devletin yüksek çıkarlarını kişisel, özel ve dış çıkarların hizmetine tabi kılmak şeklinde kendini gösteren ulusal tabuları ihlal etmedeki ısrar, Lübnan’a yönelik kötüleme ve Lübnan’ın Arap ülkeleriyle olan kardeşçe ilişkilerine zarar verme konularında ısrar etmek anlamına gelmektedir. Bu aynı zamanda, uluslararası toplumla saygı ve işbirliği köprülerinin yıkılması anlamına gelir.”

Arap kardeşlerine yönelik tekrar eden ve kasıtlı açıklamalarla Lübnan’ı Arap kimliğinden koparmaya ve bu kimliği zedelemeye çalışanların olduğu belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Konseyi’ndeki kardeşlerimize takdir ve minnetlerimizi iletmek yerine bazı yetkililer onlara taş atmakta yarışıyor. Lübnan’ın Körfez ülkeleriyle bir süredir devam eden diplomatik krizi nedeniyle Arap ülkeleriyle kardeşlik ilişkilerinin bozulabileceği tehlikesine karşı dikkatli olunmalı. Lübnan’ın karşı karşıya olduğu en tehlikeli ve en kötü şey, bu kardeşliğe inanmayan birinin Arap ülkeleriyle kardeşlik ilişkileri dosyasını ele geçirmesidir. Ahlaki ve vatansever olmayan ve Lübnan’ı Arap dünyasından uzaklaştıran politikanın feci sonuçları konusunda dikkatli olunmalıdır. Kardeşlik ilişkilerine yönelik bu yıkıcı yaklaşımla ilerleme tehlikesine karşı ayrıca dikkat edilmelidir.”

Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Lübnan’ın Suudi Arabistan ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleriyle ilişkilerinde yaşadığı diplomatik krizden çıkması için bir yol haritası belirleyerek net bir duruş ortaya koydu. Lübnan Yüksek İslam Şeriat Konseyi bunun üzerine Mikati’yi desteklediğini açıkladı. Konsey diplomatik krizin neden olduğu fırtınanın yansımalarını kontrol altına almak için Lübnan Başbakanı ile iş birliği çağrısında bulundu.

Konseyin açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Siyasi ve kötü niyetli nedenlerle uzlaşmazlık, inatçılık ve herhangi bir bakanlık pozisyonuna bağlı kalma Lübnan’ın çıkarlarıyla çelişiyor ve Lübnanlılara içeriden ve dışarıdan zarar veriyor. Ulusal çıkarlar her türlü düşüncenin önünde gelir. Hiçbir Lübnan tarafı Lübnan’ı kendi çıkarlarına göre inşa edemez.”

Bakanlar kurulunun “herhangi bir konuyu ele almak için doğal bir yer” olduğunu kaydeden Konsey, bazılarının oturumların düzenlenmesini engellemesinin, güçlü ve adil bir devlet inşa etme çıkarlarıyla çeliştiğini belirtti.

Konsey ayrıca, Beyrut Limanı patlamasına ilişkin soruşturmayı engellemeye yönelik girişimler karşısındaki endişesini ifade ederek soruşturmaya dahil edilmesi gereken tüm sorumluların dokunulmazlıklarının kaldırılarak soruşturmanın şeffaf ve kapsamlı bir şekilde sürdürülmesi çağrısını yineledi.

Konsey toplantısından ayrıldıktan sonra açıklama yapan eski Başbakan Sinyora, “Şu anda Lübnan’ı ve yüksek ulusal çıkarları tehdit eden tehlikeler var. Şu anda uğraştığımız konu sadece bir bakanın istifası değil. Aslında Lübnan’ın dış politikasında bir dengesizlik var. Lübnan Arap bağrına dönmeli. Hükümet Arap kucaklaşmasına geri dönmeli, herkesle iyi ilişkiler kurmalı ve genel durumla uyumlu, esas olarak Lübnanlıların hizmetine olan politikalar benimsemeli.”

Krizlere çözüm bulma konusundaki desteğini teyit eden Sinyora, “Güzel sözlerle elde edilen sınırlı çözümler artık işe yaramıyor. Eylemlerin eşlik etmesi gereken sözler vardır. Eylemler bakanın istifası ile başlamalı. Bu dış politikamızı düzeltmek için başlangıçtır” şeklinde konuştu.

Şii Hizbullah ve Emel Hareketi’nin Savcı Tarık el-Bitar’ın görevden alınması yönündeki talepleriyle ilgili olarak Sinyora şunları söyledi: “Herhangi bir savcının görevden alınmasına kesinlikle karşıyız. İstisnasız tüm yetkililerin tüm dokunulmazlıklarının kaldırılmasını isteyen ilk biziz. Bu nedenle, herkes hukukun üstünlüğüne tabi olmalıdır. Seçici adalet, adalet değildir, bu mesele netlik kazanmalıdır. Cumhurbaşkanı’ndan başlayarak, Başbakan’a ve tüm bakanlara kadar, ihmalle veya şu veya bu şekilde bu sürece katılan tüm Lübnanlıların hukukun üstünlüğüne tabi olmalarını istiyoruz. Adalet herkese uygulanmalı.”

Hizbullah’ın siyasi müttefiklerinden (Maruni Hristiyan) Marada Hareketi’nin hükümetteki temsilcisi olan Enformasyon Bakanı George Kordahi, bakanlık görevini devralmasından önce katıldığı bir televizyon programında Yemen konusunda Husilerin sivillere yönelik terör saldırılarını ve meşru Yemen Hükümetine yönelik askeri darbesini savunmuş, uluslararası hukuk kapsamında Yemen hükümetine yardım eden Suudi Arabistan yönetimini suçlayıcı ifadeler kullanmıştı. Bu durum Lübnan ve Körfez ülkeleri arasında uluslararası kriz çıkartmıştı.