Suriye muhalefeti heyeti ile ABD heyeti arasında geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan görüşmeden bir kare (Şarku’l Avsat)

ABD, Suriye muhalefetine 3 ayda bir ‘görüşme’ sözü verdi

Rejime karşı yeni yaptırımlar uygulanması çağrısı yapılırken Washington’ın ‘normalleşme hamlelerine seyirci kalması’ eleştirildi

ABD, son dönemde Suriye rejimi ile bazı Arap ülkeleri arasındaki normalleşme hamlelerine ‘seyirci kalması’ nedeniyle Suriyeli muhalifler tarafından yoğun bir şekilde eleştirilse de ABD, normalleşme hamlelerini, ne desteleyen ne de engelleyen bir tutum sergiliyor.

Buna karşın ABD yönetimi, Suriye krizine yönelik politikasına yapılan eleştirilerin yanlış olduğuna inanıyor. Bu nedenle Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye Demokratik Konseyi (SDC) ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve İstanbul’da Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) tarafından temsil edilen Suriye muhalefetini ziyaret ederek aksini kanıtlamak zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye’de ve ABD’deki güvenilir kaynaklardan, Suriye muhalefetinden bir heyet ile Suriye konusunda uzmanlaşmış ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ethan Goldbrich başkanlığındaki resmi ABD heyeti arasında gerçekleşen görüşmenin sonuçlarıyla ilgili edindiği bilgilere göre görüşme, ABD’nin bazı Arap ülkelerinin öncülük ettiği normalleşme faaliyetlerini desteklediği iddialarıyla çizilen yanlış imajı düzeltmek için normalleşmeye şiddetle karşı çıktığı ve reddettiği Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed rejimine ilişkin tutumunu doğrulamaya yönelikti.

Kaynaklar, görüşmenin, Caesar (Sezar) Yasası kapsamına girmese de “diplomatik normalleşme” çabalarını desteklemediğinden ABD yönetiminin doğru pozisyonuna ışık tuttuğunu söylediler. Kaynaklara göre Washington’ın ekonomik normalleşme’ konusuyla ilgili olarak yanıtı ise bu konuda hiçbir şekilde hoşgörü gösterilmeyeceği yönündeydi.

ABD heyeti, Suriye muhalefetini, Suriye’nin kuzeydoğusunda Kürtlerin tam kontrolü altındaki bölgeler gibi ‘kendi kontrol bölgelerinde merkezi ve idari roller oynaması’ için geçici bir muhalefet hükümetinin hayata geçirilmesi çağrısında bulunurken geçici hükümetin finansal olarak şeffaf, açık bir merkezi idari yönetime ve çalışma koordinasyonuna sahip olması gerektiğini vurguladı. ABD’li yetkili Goldbrich, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekât bölgeleri gibi Suriye muhalefeti tarafından kontrol edilen bölgelerde ABD’nin eğitime ve altyapı projeleri gibi alanlarda desteğinin artırılması ile ilgili olarak konunun, ‘Beyaz Saray’ın siyasi bir karar almasını’ gerektirdiğini açıkladı.

Suriye’deki ‘yeniden yapılanma’ faaliyetlerini desteklemediklerini vurgulayan ABD tarafı, ancak kapsamlı bir siyasi çözümden sonra Suriye krizinin sona erebileceğinin altını çizdi. Muhalefet tarafından kurulacak hükümet için yapılacak seçimlerin uluslararası gözlemciler tarafından ve şeffaf bir şekilde izlenmesi çağrısında bulunan ABD tarafı, Suriye muhalefeti ile ABD yönetimi arasında 3 ayda bir görüşme yapılması için söz verdi.

Diğer taraftan Suriye muhalefeti, ABD heyetinden Suriye rejimine yeni yaptırımlar uygulanmasını ve Suriyeli muhalifler arasında ayrım yapmadan ‘daha güçlü bir siyasi rol’ üstlenmesini talep etti. Bu talep, ABD’de Suriye rejimine karşı yeni yaptırımlar uygulanmasını isteyen seslerin yükseldiğini’ söyleyen Goldbrich tarafından doğrulandı. Ancak ABD’li yetkili, konuyla ilgili daha fazla ayrıntı vermedi.

Goldbrich, ABD’nin Suriye’deki başlıca üç hedefinden söz etti

Goldbrich, geçtiğimiz hafta Suriye muhalefetinin liderleriyle bir araya geldiği görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin Suriye’deki başlıca üç hedefinden söz etti. Goldbrich’e göre bu hedeflerden ilki, ABD’nin Suriye’deki insani yardımlarının uluslararası yardımlarla ortaklaşa devam etmesi. İkincisi, ABD ve Uluslararası Koalisyonun başını çektiği DEAŞ ile mücadelenin sürmesi. Üçüncü ise Suriye’de şiddetin artmasının engellenmesi ve Birleşmiş Milletler’in (BM) 2254 sayılı kararına uygun siyasi çözüme vurgu yapılması.

Basında ABD’li yetkilinin üstü kapalı olarak muhalefet ve SDG arasında diyaloga ihtiyaç olduğu, ABD’nin ‘Suriye’nin kuzeydoğusunda rejimin kontrolü dışındaki SDG’nin ve silahlı muhalif grupların kontrolü altında bölgelerin birleştirilmesine ilişkin önerisinin’ yeniden canlandırılması ve Suriye muhalefetinin tarafları arasında DEAŞ unsurlarına ilişkin istihbarat bilgisi paylaşımının yapılması gerektiği çağrısında bulunduğu haberleri yer aldı.

SDG’nin resmi internet sitesinde ABD heyetiyle yapılan görüşmenin ardından yayınlanan açıklamada, görüşmede, Türkiye’nin bölgeye askeri operasyon tehditlerinin ve DEAŞ’a bağlı uyuyan hücrelerin faaliyetlerinin artması çerçevesinde Suriye’nin kuzey ve doğu bölgelerine yaşanan güvenlik meselelerinin ve ekonomik zorlukların ele alındığı belirtildi. Açıklamaya göre SDG’li isimler görüşmede ayrıca heyetten savaşın yansımalarını hafifletmenin ve bölgenin altyapısını ve ekonomik kalkınmasını güçlendirmenin yanı sıra güvenlik ve istikrarın korunmasını sağlamak için insani desteğin artırılmasını istediler.

ABD’de yaşayan ve Esed rejimine muhalif olan siyaset analisti Eymen Abdunnur, Suriye muhalefetinin ABD ziyaretini ‘iyi bir adım’ olarak değerlendirdi. Ancak Abdunnur, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ‘Abu Dabi ve Washington arasındaki bir dizi ziyaret ve görüşmenin’ ardından Beşşar Esed rejimiyle normalleşmeye gidileceğini açıklamasının yeterli olmadığını söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Abdunnur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Bazı muhalif liderler, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed’in Şam’da Devlet Başkanı Beşşar Esed ile görüşmesinden sadece bir hafta önce, BAE ve İsrail dışişleri bakanlarının Washington’da ABD’li mevkidaşlarıyla görüşmeleri nedeniyle Zayed-Esed görüşmesini, küresel ve bölgesel güçler olmalarından ötürü ABD ve İsrail’in lütfu olarak değerlendirildi. Şimdiye kadar sadece basında bir normalleşmeden bahsedilmesi ve diplomatik normalleşme olmamasına rağmen, BAE’nin Suriye ile attığı adımlara başka ülkelerin de katılmasından çekiniyoruz. Tüm dünya, ABD ve genel olarak müttefiklerinden bu konuda sağlam bir siyasi duruş sergilenmesini bekliyor.”