Riyad Sezonu’ndan Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali’ne

Neredeyse iki hafta olacak bir gezide, kültür ve eğlence havası soludum ve hala da soluyorum. Riyad’dan Cidde’ye geçtim. Riyad Sezonu’nun faaliyetlerini takip ettim. Ancak bu etkinliğe ‘sezon’ adının verilmesi haksızlık çünkü etkinlik altı aya yayılmış durumda ve bir seneyi doldurma yolunda ilerliyor.

Sıcak, akıcı ve farklı sanat performansları herkesin damak zevkine hitap ediyor. Dram, müzik, şarkı, sinema ve görsellik ile ilgili olmak üzere farklı tarzlarda sanatlar icra ediliyor. Zamanla bunun Riyad ile sınırlı kalmayacağını düşünüyorum. Zira Suudi Arabistan Eğlence Kurumu Başkanı Turki Al eş-Şeyh’in gösterilerin ve etkinliklerin Krallığın dört bir yanını kaplayacağı yönünde iddialı bir planı var.

Sokakta olumlu bir değişim olduğunu görebilirsiniz. Nitekim halk bütün bu sanatlara kucak açıyor. Örneğin Abdulhalim Hafız’ın hayatını anlatan, Hayri Beşara’nın yönettiği ‘Sevgilim, Sen Kimsin?’ adlı oyun sevgi ve sıcaklıkla karşılandı. Beşara’nın Ümmü Gülsüm, Muhammed Abdu gibi kişileri konu alan tiyatro eserleri var. Çünkü Beşara yapısı gereği geleneksel müziği ‘duyan’ bir halk. Bunun yanı sıra Riyad Sezonu’nda Hamu Bika, Hasan Şakuş, Ömer Kemal ve birkaç gün önce Hani Şakir ve Mey Faruk sahne aldı.

Sanat semâsının herkes için genişlediğini göstermek için Hasan Şakus ‘Komşunun Kızı’ şarkısını söyledi. Şadiye’nin ‘Ey Sevgili Mısır’ şarkısını seslendirdi. Ardından Hani Şakir, Andelib el-Asmar (Esmer Bülbül) lakabıyla bilinen Abdulhalim Hafız’ın ‘Göğüne ve Toprağına Yemin Olsun’ adlı şarkısını seslendirdi. Aynı zamanda Muhammed Abdülvahab’ın ‘Söyle Bana Kalbim Sana Ne Yaptı?’ adlı şarkısını Mey Faruk ile düet şeklinde okudu.

Bütün tarzlar gerekli. İnsanların zevki hiçbir ad altında kontrol edilemez. Daima kulaklar Ümmü Gülsüm’ün ‘Harabeler’ şarkısını duyacak. Aynı şekilde Ahmed Adaveyeh’in ‘es-Sah ed-Deh Embo’ şarkısı yankılanacak. Abdülvahab’ın ‘Bilmeden’ şarkısıyla düşüncelere dalınacak ve Ayide eş-Şair’in ‘et-Taşt Gal-li’ şarkısı güldürecek.

Bu temelden ayrılmaya yönelik herhangi bir girişim ya da belli bir zevki dayatmanın sonuçları başarısızlık olur. Çünkü böyle bir girişim sanata mutlak standartların uygulandığını varsayar. Örneğin dünyaca ünlü piyanistimiz Remzi Yassa’ya son zamanlardaki festival şarkıları hakkında yorum yapması istendiğinde dünyada bu tarzların olduğunu ve bunların kontrol edilemeyeceğini söyleyerek bu şarkıları savundu.

Riyad Sezonu’ndan, zihnimde kalan güzel hatıralarla ayrıldım. Bu güzel anıların başında da Suudi Arabistan halkının misafirperverliği geliyor. Suudiler eskiden olduğu gibi şimdi de Mısır halkına aşırı bir sevgi gösteriyor. Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği ve Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan tarafından özel bir ilgi gösterilen Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali’nin açılışını izlemeye gittim. Katılımın boyutu başarının bir göstergesidir. ‘Kadim’ Cidde kentinde sanata susamış ve ilkesi farklı kültürlere ve insanlara kucak açmak olan bir kitle gördüm. Sinemanın ruhu budur; tüm filmler kendi kurallarına göre size aktarılır ve sansüre izin verilmez.

Bütün bu imkanlar ve arzularla bir festival kurulması ulvi bir hedeftir. Burada ‘yeşil ışık’ vermekle yetinmeyip festival organizatörlerine film ve gösteri seçiminde daha fazla özgürlük tanıyan siyasi bir irade var.

Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali’nin etrafındaki halka açık kafelerde buna paralel başka festivallere tanık oldum. Yüzlerce kişi eski şarkıları dinlemeye gelmişti. Bir kafede Ümmü Gülsüm’ün ‘Seni Bekliyorum’, hemen karşısındaki kafede Feyruz’un ‘İnsanlar Bana Seni Soruyor Sevgilim’ şarkısı, az ötesindekinde ise Muhammed Abdu’nun ‘Uzaklıklar’ adlı şarkısı çalıyordu. Kültür Bakanı Bedr bin Ferhan ve Eğlence Kurumu Başkanı Turki Al eş-Şeyh’in kanatlarıyla Krallık’ta sanat ve yaratıcılık yükseklere uçuyor. Sanat ve kültür radikalizmi engelleyen ilk duvardır ve vatanı koruyan ilk unsurlardır.

*Tarık eş-Şenavi- Mısırlı film eleştirmeni