Husiler, sızıntılar karşısında şok olmuş vaziyette; lideri ise ‘hainlerin’ takibi emri verdi

Yemen’deki meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu tarafından Albay Turki el-Maliki’nin düzenlediği basın toplantısında sunulan deliller Husi liderliğinin kapsamlı istihbarat nüfuzunu ortaya çıkararak grubun liderliğini şoka uğrattı. Söz konusu deliller aynı zamanda milislerin İran’a mutlak bağlılığına ve başta Lübnan Hizbullah’ı olmak üzere bölgedeki terörist kollarına ışık tuttu.

Yemenli politikacılar, Arap Koalisyonu’nun sunduğu kanıtları milislerin kandırmaya devam ettiği uluslararası toplum için ispat teşkil edeceğini ifade etti. Şarku’l Avsat’a konuşan politikacılar, “Bir sonraki aşama bilhassa terör gerilimini artırmakta ısrar ettikleri taktirde darbecilere acı darbeler yaşatacak” vurgusunda bulundu.

Diğer yandan Husi milisler ve liderleri ise bu deliller karşısında şoka uğradı. Kimileri bunu bir ‘itibarsızlaştırma girişimi’ olarak değerlendirirken kimileri söz konusu basın toplantısını engellemeyi, kimileri ise Husilerin Sözcüsü Yahya Seri’ye bir basın toplantısı düzenlemeyi amaçladı.

Grubun lideri Abdulmelik el-Husi ise Maliki’nin basın toplantısı biter bitmez Önleyici Güvenlik Servisi’ne istihbarat görevlileri ve milis liderlerinin bazı yardımcıları için kitlesel tutuklama kampanyaları başlatılması emri verdi.

Kaynakların bildirdiğine göre, Abdulmelik el-Husi ‘hainler’ olara nitelediği kişilerin takibini istedi. Böylece grubunun ‘önceki rejim kalıntıları’ olarak tanımlanana yönelik nüfuzuna, Genel Halk Kongresi Partisi’ne ve merhum Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’e tâbi subaylara işaret edildi.

Yemenli gözlemciler, Maliki’nin açıklamalarının milis saflarındaki, bilhassa en fazla mevkiyi elinde bulunduran Saada akımı ile Sana ve Zamar akımları arasındaki karşılıklı güvensizliği derinleştireceğini tahmin ediyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan politikacılar, “Bu deliller, Husi istihbaratındaki zayıflığı gösterdi. Bilhassa istihbarattan sorumlu ilk yetkili Ebu Ali el-Hakim’in bir Hizbullah üyesinden talimat aldığını belgeledi” ifadelerine başvurdu.

Yemenli akademik ve politik araştırmacı Dr. Faris el-Beyl, konuyla ilgili Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şöyle söylüyor:

“Koalisyon’un değindiği nokta, milislerin tamamen Devrim Muhafızları ve Hizbullah’a bağlı olduğunun kesinliğini teyit etmesi açısından da önemli. Zirâ bir fikir ya da hile olmadan sadece boyun eğen bir takipçi ve itaatkar olduğu görülüyor. Hizbullah ve İran’ın Husilere yönelik söyleminin üstünlük taşlayıcı ve aşağılayıcı bir konumda olduğu anlaşılıyor. Sanki grubu düşük düzeydeki hizmetkarları olarak görüyorlar. Nitekim Koalisyon’un sundukları, söz konusu milislerin onlarca yıllık imajını çizmeye yetiyor. Bu deliller Husilerin kibrini ve gizliliğini kırar nitelikte. Koalisyon’un ortaya çıkardıkları, arabulucular ve uluslararası toplum için Yemen’deki savaş imajının hala iki taraf arasındaki iktidar mücadelesi çerçevesinde olduğuna reddedilemez bir kanıt teşkil ediyor. Koalisyon bu somut delilleri ortaya koyarak uluslararası topluma Yemen’i ciddiyetle kurtarma, gerçek barışa ulaşma yolunda gerçek önlemler alma, belirsizliği bir kenara koyup olumsuz tarafsızlığı bırakarak kişisel çıkarlar masasında Yemen sorunlarına oynamaktan vazgeçme sorumluluğunu yüklüyor. Milislerin ise gururlu gözükmeye çalışsalar dahi açık bir yenilgi halinde oldukları görülüyor. İç yenilgileri oldukça büyük. Bu verilerin milis saflarında derin bir çatlağa sebebiyet verdiğini söyleyebiliriz. Nitekim milisler şu anda kapana kısılmış hissediyor. Daha fazlasıyla karşılaşacaklarını biliyorlar. Bu nedenle tutumlarını gözden geçirmeliler.”

Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli siyasi analist Muhammed el-Mahlafi ise “Bu delillerin ardından hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Koalisyon’un uluslararası toplum nezdinde sunduğu delilleri genellikle büyük çaplı askeri hamleler takip ediyor. Ancak bu sefer zamanlama farklı. Bu deliller, Husilerin 2021’de ABD ve uluslararası düzeydeki tüm barış çabalarına karşı çıkması nedeniyle uluslararası uzlaşma kaydedildiği sırada geliyor. Bu durum, Husileri diyalog masasına geri getirme yönündeki tek yolun savaş dengesini yeniden kurmak olduğuna dair bir kanaat yaratmıştı. Bir terör örgütüne örgüt yapısının en tepesine sızıldığına dair mesajlar göndermek, siber boyutta beşinci nesil savaş olarak kabul edilir. Bu, özellikle de insani kayıp boyutunu hiçe sayan bir örgüt ile savaş ve çatışmaların çözümündeki en etkili yöntemlerdendir” ifadelerine başvuruyor.

Yemen Enformasyon Bakanlığı Müsteşarı Abdulbasit el-Kaidi ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu ifadelere başvuruyor:

“Husi liderliğine sızıldığına ilişkin Koalisyon’un ortaya koyduğu veriler, Husi grubunun İran’a bağlılığını, Tahran’ın başta küresel su yolları olmak üzere bölgede kaos yaratmak, istikrar ve güvenliği kırmak için kullandığı araçlardan biri olduğunu kanıtlar nitelikte. Veriler aynı zamanda Husi saflarında çeşitli biçimlerde kaydedilen bir çıkar çatışması olduğunu da doğruluyor. Hasan Zeyd ve diğerlerinde olduğu gibi. Zirâ Saada’dan gelen Abdulmelik el-Husi aşiretinin, diğer Husi destekçileri aleyhine olacak şekilde her şeyi tekeline aldığı biliniyor. Koalisyon’un sunduğu veriler, Husiler ile diğer terör örgütleri kardeşleri arasındaki benzerliğe, hepsinin birer piyon olduğu gerçeğine de ışık tutuyor. Bu delillere bakılarak, Husileri Tahran’dan ayrılmaya teşvik etmenin imkansız olduğu, bunun ancak Husilerin kurban edilmesi yoluyla gerçekleştirilebileceği anlaşılıyor.”

Şarku’l Avsat