Yemen’de zafer turu

Husiler, Yemen’deki siyasi parçalanma ve yerel kuvvetlerin dağılmasının ardından toprakların üçte birini ve nüfusun yarısını kontrolleri altına almışlardı. Son çatışmalar, zafer için ortak bir şekilde hareket edilmesinin gerekli olduğunu gösterdi.

Yemen’in Marib, Şebva ve Sana illerindeki savaşın şiddeti arttı. Hudeyde, Husilerin bir üretim ve askeri faaliyet alanı haline dönüştükten sonra tekrar potansiyel bir hedef haline geldi. Husiler geçtiğimiz on gün içerisindeki çatışmaların ardından bir dizi ilçeden kaçtılar ve bu süre zarfında gerek insani gerekse cephane olarak büyük kayıplar verdiler.

Husiler, savaşın başından bu yana kontrolleri altında bulunan önemli bölgeleri kaybettiler ki bu süreçte petrol bölgelerine ulaşma umuduyla geçen yılın başından beri kuşattıkları Marib şehrine doğru ilerleyemediler. İran’ın milisleri, havadan ve karadan karşı karşıya kaldıkları baskılardan sonra denize yöneldiler.

Husi gemileriyle gelen silahlı adamlar, uluslararası sularda Hudeyde limanı açıklarında bulunan (BAE bandıralı) Ravabi adlı kargo gemisine el koydular. Kızıldeniz’deki seyrüsefer güvenliğine yönelik bu yeni ve ciddi tehdidin akabinde Birleşmiş Milletler’de (BM) alarm zilleri çaldı. Birçok ülke bu korsanlığı kınayan açıklamalar yayınladı. Husilerin bu eylemlerini haklı çıkarmak için sığındıkları ‘silah sevkiyatlarına el koyulduğu’ yönündeki anlatıları başarısız oldu.

Öte taraftan koalisyon savunması, haftalarca Husi depolarını, onların gizli saklanma yerlerini, füze ve insansız hava aracı fırlatma alanlarını hedef aldı. Buna karşılık Husi milislerinin Suudi içlerine yönelik saldırıları arttı. Fakat yüzlerce insansız hava aracı ve balistik füze havada imha edildi ve belirlenen hedeflere ulaşamadı.

Yemen’in Marib, Şebva ve çevresindeki savaşta güç dengesinin birdenbire değişmesinin sebebi nedir? Bazı Husiler verdikleri kayıplardan İran’ı sorumlu tutuyor ve yaşananları İran’ın bölgesel müdahalesine son vermesini öngören Viyana müzakereleri sürecindeki pazarlıklara bağlıyorlar. Savaşın dozundaki artışı, ateşkesin sona ermesinin doğal sonucu olarak görenler de var. Ancak gerçeğe en yakın açıklama, Yemenlilerin koalisyonla birlikte askeri işbirliği ve ortak hareketin en iyi evrelerini yaşıyor olmalarıdır. Nitekim Amalika Tugayları, milislerin cephaneliklerini ve toplanma alanlarını vuran koalisyon hava kuvvetleri olmaksızın Husileri sınır dışı edemezdi. Ayrıca sahadaki kuvvetler olmadan, milisler kaçtıktan sonra sadece bombalamalarla bazı ilçeler geri alınamazdı.

Husiler, Yemen’deki siyasi parçalanma ve yerel kuvvetlerin dağılmasının ardından toprakların üçte birini ve nüfusun yarısını kontrolleri altına almışlardı. Son çatışmalar, zafer için ortak bir şekilde hareket edilmesinin gerekli olduğunu gösterdi.

İran, Yemen’i silah montajı ve üretimi için büyük bir atölyeye dönüştürdü. Limanları üzerinden Yemen’deki Hudeyde ve Salif limanlarına cephane taşıdı. İran ve Husi milislerinin kaçakçılık ve korsanlık faaliyetlerinin artmasıyla savaş alanı genişleyebilir. Koalisyon tarafından yapılan açıklamada, limanda gerçekleştirilecek herhangi bir korsanlık ve kaçakçılık operasyonunun bir askeri hedef olacağı bildirildi ve Husi milislerinin Ravabi gemisine el koymasının uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali olduğu vurgulandı.

Yemen’deki meşru hükümetin ilerleyişi, uzun kurtuluş yolculuğunda önemli bir aşama ve zafer turu olarak görülebilir. Tüm bunlar, koalisyonun ülkeyi terk ettiğine, erzak ve mühimmat sıkıntısına ve Yemen güçleri arasındaki anlaşmazlıklara ilişkin yapılan çıkarımlara bir yanıt niteliğindedir. Şu an Yemen güçleri, Amalika ve diğerleri bir sonraki durak olan Beyda ve Marib illerine doğru ilerliyorlar.

*Abdurrahman Raşid- Suudi Arabistan’lı gazeteci ve Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni

Şarku’l Avsat