Suudi Şii hafızasının yansımaları

Suudi gazeteci Hasan el-Mustafa’nın, Al-Arabiya.net’te, İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullah’ının Şii Suudi gençleri milis olarak eğittiğine dair yazdığı haberlerin yansımaları devam ediyor.

Şiiler içinde de bu haberlerin tartışılmasını son derece faydalı ve sağlıklı buluyorum. Zira öz eleştirel yaklaşım ve kolektif hafızanın arındırılması, birleştirici ortak bir toplumsal bilinç oluşturmanın yoludur.

Ülkemiz Suudi Arabistan’daki Sünnilerin iç eleştirisine benzer şekilde, Şiilerin kendi kendilerine yönelik eleştirilerinin olmadığı yönünde tespitler var, bu şüpheci yaklaşıma dahil olarak bir tartışma içine çekilme niyetim yok. Gerçek şu ki; Körfez ülkelerindeki Şiiler arasında ciddi iç eleştiride bulunan entelektüeller mevcut, bunu göz ardı edemeyiz. Örneğin Kuveyt’te, araştırmacı yazar Halil Haydar, içine kapanık Şii toplumuna yönelik yapıcı eleştirilerde bulunan etkin bir şahsiyettir. Körfez ülkelerindeki Şiilerin çoğu, azınlık olduklarından, kendilerini güvende hissetmediklerinden endişeliler ve Humeyni İran’ının ayrıştırıcı söylemlerine itibar etmeyi sürdürmekteler.

Suudi Şii aydın Muhammed el-Harz, Hasan el-Mustafa’nın haberine dair önemli bir makale kaleme aldı. Kendisinin Şii olduğunu belirtme nedenim, yazdıklarının daha iyi anlaşılması için, makalesinde kendisini Şii olarak tanıtmış olmasından kaynaklanıyor. Kişisel tecrübelerini aktardığını söyleyen Harz şöyle diyor: “Kendim de Şii mezhebinden olmam hasebiyle bu aktarımı içeriden yapıyorum, İran’da devrim olduğunda ilk gençlik yıllarımdı. Hayata bakışımız mezhepçi ve ideolojikti. Hatırlıyorum da seksenlerde Humeyni’den etkilenmiş İslami ilim tahsil eden Şii abilerimiz bizi ‘devrime’ katılmaya teşvik ediyordu.  İki seçenek sunuluyordu ya Havzalarda (Şii medresesi) ilim tahsil ederek ya da Devrim Muhafızlarının (Tahran dışındaki) kamplarında askeri eğitim alarak, Mehdi el-Muntazar’ın (Beklenen Mehdi) ordusunda görev almamız bekleniyordu. Askeri eğitim alanlar, Irak-İran savaşında cepheye sürülmekteydi. Bazı arkadaşlarımız Havzalara, bazı arkadaşlarımız da askeri kamplara katıldı, Suriye görev dağılımı için ilk duraktı.”

Peki bu konuşma neden şimdi yapılıyor? neden daha önce gündeme gelmemişti?

Cevabı Profesör Harz’a bırakıyoruz: “Bunları şimdi aktarmamızın nedeni, araştırmacı yazar Hasan el-Mustafa’nın da dikkati çektiği üzere, şu anki Şii kuşağının o dönemin koşullarını anlaması ve dersler çıkarması içindir. Zira Hizbullah ve Husilerin, ulusal güvenliğimize ve toplumsal birlikteliğimize bir tehdit haline geldiğini görmekteyiz.’’

Suudi Arabistan’daki Şii toplumunun ülkenin, özellikle 2030 vizyonu çerçevesindeki atılımlarına yaklaşımı nedir?

Muhammed el-Harz’a göre, Şii toplumu artık eskisinden daha bilinçli ve açık fikirlidir ve Suudi toplumunun diğer bileşenleri gibi devlet kurumlarının gelişimine etkili katkılar sağlamaktadır.

Kanaatimce bu eleştirilerin yapılması, bu hatıraların açık yüreklilikle ortaya konulması, Suudi Şii toplumunun pencereleri açıp toplumla bütünleşmesi için son derece önemlidir. Böylelikle muhafazakarların engellemeye çalıştığı ışık huzmeleri evimizin içini doldurabilir.

*Mişari Zeydi- Suudi Arabistanlı gazeteci ve yazar