Hamaney ve Putin Kasım 2015’te bir araya geldiler. (Mehr)

Putin ve Reisi bugün İran-Rusya ilişkilerinde yeni bir dönem başlatıyorlar

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, göreve başlamasından bu yana ilk kez Rusya’yı ziyaret edecek olan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile bugün Moskova’da kapsamlı bir görüşme gerçekleştirecek.

İran nükleer dosyasına ilişkin müzakerelerin sürdüğpü bir dönemde gerçekleşen ziyaretin zamanlaması Moskova ve Tahran açısından önemli. Taraflar, Rusya ile Batı ülkeleri arasında artan gerilim çerçevesinde tutumlarını koordine etmenin ve stratejik iş birliğini güçlendirmenin önemini vurgulayarak bu görüşmeye öncelik verdiler. NATO’yu Rusya, İran ve Çin’in baş düşmanı olarak gören İran’ın Dini Lideri (Rehber) Ali Hamaney’in Uluslararası İlişkiler Danışmanı Ali Ekber Velayeti de, bu iki dosyayı birbiriyle ilişkilendirdi.

Kremlin’den (Rusya Cumhurbaşkanlığı) yapılan açıklamada, Putin-Reisi görüşmesinde büyük önem taşıyan bölgesel ve uluslararası dosyaların yanı sıra ekonomi ve ticaret alanlarında ortak projelerin uygulanması da dahil olmak üzere ikili iş birliğiyle ilgili tüm konuların ele alınmasının planlandığı belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca İran nükleer programına ilişkin Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) uygulanmasının da ele alınması bekleniyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Reisi’nin ziyareti hakkında yaptığı açıklamada, iki ülkenin yaklaşık 20 yıl önce Moskova ve Tahran tarafından imzalanan bir önceki iş birliği anlaşmasına alternatif olarak geçtiğimiz ekim ayından bu yana hazırlıklarını yaptığı stratejik ortaklık anlaşmasının imzalanabileceğinden bahsetmemesi ise dikkat çekti.

Rusya ve İran’dan kaynaklar, daha önce, yeni bir iş birliği anlaşmanın Reisi’nin Moskova ziyareti sırasında imzalanacağını açıklamışlardı. Fakat Rusya’nın resmi basın organları dün, iki tarafın bu ziyaret sırasında ortak anlaşmalara imza atmayacaklarını ve daha sonra imzalanacak anlaşmanın taslağını hazırlamaya devam edeceklerini bildirdiler.

Diğer yandan basında açıklamalarına yer verilen kaynaklara göre görüşmede, başta askeri ve siyasi diplomatik düzeylerde olmak üzere her alanda iş birliği ve stratejik ortaklığın güçlendirilmesine odaklanılacak.

Cumhurbaşkanı Reisi’nin kendisiyle istişarelerde bulunarak Moskova ziyaretinin önünü açtığı ve görüşme öncesinde İran tarafından görüşme için önerilen başlıca konulara ilişkin görüş alışverişinde bulunduğu İran’ın Dini Lideri (Rehber) Ali Hamaney’in Uluslararası İlişkiler Danışmanı Ali Ekber Velayeti, ‘İran ve Rusya’nın iki büyük bölgesel güç ve uluslararası arenada önemli bir etkiye sahip olduklarını’ söyledi. Velayeti’ye göre ABD, İran’ın Rusya ile sahip olduğu gibi bir ilişkiye layık olduğunu kanıtlayamadı. Tahran’ın gerçekleştirdiği görüşmelerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) çerçevesine ve kararlarına uygun olması ve BMGK’nın daimi bir üyesi olarak Rusya’nın bu konuda olumlu bir rol oynayabilmesi gerektiğini düşünen Velayeti, Rusya’nın nükleer anlaşmayla ilgili müzakerelerde önemli bir rolü olmasından ötürü İran’ın onunla istişare etmesinin doğal bir durum olduğuna işaret etti. Rusya ile İran arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygıya, karşı tarafın haklarının eşit temelde tanınmasına ve iç işlerine karışmamaya dayandığını söyleyen Velayeti, NATO’nun İran, Rusya ve Çin için ortak bir düşman olduğunu da sözlerine ekledi.

Ancak Rus analistlerin yorumlarına göre her zaman Moskova’nın ilişkileri güçlendirme ve onları stratejik bir yola dönüştürme arzusundan bahsedilse de Rusya ve İran’ın iki ülkenin masalarındaki öncelikleri ele alma yaklaşımları tamamen örtüşmüyor. Rus analistler, hem Moskova hem de Tahran’ın aynı nihai hedeflere sahip olmayan hesaplarında karşı tarafı kullandığı görüşündeler.

Viyana müzakereleri

Analistlere göre Moskova, bir yandan İran’ın nükleer programı da dahil önemli dosyalarda arabulucu rolünü oynamaya devam ederken diğer yandan müzakerelerin umut edilen sonuca, yani nükleer anlaşmanın canlandırılmasına da pek hevesli görünmüyor.

Moskova’nın müzakerelerin yedinci turunda Tahran’a müzakere masasına dönmesi için baskı yaparken İran’ın tutumlarını güçlü bir şekilde savunması ise dikkat çekici. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, geçtiğimiz yılın sonlarında yaptığı bir açıklamada Batı ülkelerinin İran’ın müzakereleri durdurduğuna dair iddialarına karşı çıkmış, İran’ın KOEP’teki taahhütlerini ihlal eden adımlarının Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’ndaki (NPT) taahhütleriyle çelişmediğini savunmuştu.

Şarku’l Avsat’a konuşan analistlere göre Rus basınında gündemi meşgul eden bu tartışma başlıca iki meseleyi ortaya çıkarıyor. Bunlardan ilki, Rusya-İran ilişkilerinin gidişatına yeterince güven duyulmaması. Moskova’da, Batı’ya açılımı güçlendiren yeni bir anlaşma imzalandığında Tahran’ın Rus şirketlerinin bu ülkedeki faaliyetlerine olan ilgisini azaltacağına inananlar var. Bu da Batı ile olan krizi mümkün olduğunca uzun bir süre aksi yönde seyretmesini sağlamanın Moskova’nın çıkarına olduğu anlamına geliyor.

İkincisi ise Tahran’ın gerçekten nükleer silah elde etme sınırına gelmeyi başarması durumunda Moskova’nın nasıl bir tutum sergileyeceği sorunu. Bu bağlamda, yorumların çoğunun Moskova’nın İran’ın nükleer bir bomba elde etmesi konusunda komşu ülkelerin veya Batı’nın duyduğu endişeyi göstermediği yönünde olması dikkat çekici.

Rus bir İran uzmanı, ‘Putin’in İranlı mevkidaşına içinde kırmızı düğme olan bir çanta verilse buna hiç gücenmeyeceği’ değerlendirmesinde bulundu. Moskova uzmanlarına göre resmi düzeyde nükleer güce sahip ülkelerin sayısının artması hoş karşılanmasa da gelişmeler bu senaryoya göre ilerlerse yeni bir gerçeklikle bir arada var olabilir. Buna karşın Kremlin’i en çok endişelendiren, güçlü ve Batı ile iş birliği yapan İran’dır.

İran’ın eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in nisan ayında sızdırılan bir ses kaydında, Rusların önceki müzakerelerde İran’ın Batı ile ilişkilerini normalleştirmesinden korktuğu için nükleer anlaşmanın başarılı olmasını istemediğini itiraf etmesi de bunu doğrular nitelikteydi.

Jeopolitik keşmekeş

Hem Rusya hem de İran, Batı tarafından uygulanan yaptırımlardan zarar gören ülkeler olduğundan Moskova için Reisi’nin ziyaretinin ekonomik yönü de büyük önem taşıyor. İran ile ticari ve askeri hacmi 2018 yılında 1,74 milyar dolardan 2019 yılında 2 milyar dolara yükseldi. Rus haber ajansı TASS’ın haberine göre 2021 yılının ilk altı ayında bölge içi ticaret hacmi, 2020’nin aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 40 büyüdü.

Moskova bu eğilimin devamını beklese de askeri-teknik iş birliğine daha fazla önem veriyor. İran ve Rusya savunma bakanları daha önce, iki ülke ilişkilerinde yeni kapılar açacak kapsamlı bir askeri iş birliği anlaşması hazırlamaktan bahsetmişlerdi. Moskova, BMGK tarafından uygulanan yaptırımların ve kısıtlamaların kısmen de olsa kaldırılmasının, bu alanda büyük bir sıçrama sağlayacağını düşünüyor.

İran meselelerinde önde gelen uzmanlardan biri ziyaretle ilgili dikkat çeken bir yorumda bulundu. Söz konusu uzman bu ziyaretin, nükleer anlaşmayı canlandırma müzakerelerinin sonucu ne olursa olsun, iki ülke arasındaki ilişkilerde, bir başka deyişle iki taraf arasındaki ilişkilerin iç içe geçtiği dosyalar çerçevesinde yeni mekanizmalar kuracağını söyledi.

Reisi’nin ziyareti çevresinde Rusya’dan Viyana’daki müzakereler için destek isteme gibi bir hedefi yok. Bunun yanında Reisi, selefi Hasan Ruhani’nin Batı ile iş birliğini genişletmeye yatkın yaklaşımının aksine, Moskova ile uzun vadeli ilişkileri güçlendirmeyi sabırsızlıkla bekliyor.

Bu çerçevede, Kremlin’e yakın uzmanların, Reisi’nin Moskova ziyaretinin ‘bölgesel dosyalardaki tüm anlaşmazlıklara rağmen yeni bir iş birliği dönemini başlatacağı’ fikrine odaklanmaları dikkat çekiciydi. Basında yer alan haberlere göre masada askeri iş birliğinin yanı sıra yer alabilecek konulardan biri de Ermenistan üzerinden güneyden kuzeye uzanan, yeni İpek Yolu’nun bir parçası olabilecek ulaşım koridorunun açılması ve İran’ın bu jeopolitik projede kendisine önemli bir rol edinme arzusu yer alacak.

Bazı Rus gözlemciler, Reisi’nin Moskova ziyareti ile Putin’in Tahran ziyareti arasında karşılaştırmalar yaptılar. Putin, nükleer anlaşmanın duyurulmasından dört ay sonra, Temmuz 2015’te Tahran’a yaptığı ziyaret, Suriye dahil olmak üzere çeşitli dosyalarda ve alanlarda iş birliğine yönelik büyük bir başlangıcın zeminini hazırlamıştır. Ancak uzmanlar, o tarihten bu yana geçen yedi yılda bölgesel ve uluslararası düzeyde durumun çok değiştiğine, Suriye savaşından sonra Rusya’nın bölgede doğrudan bir varlığa sahip olduğuna ve uluslararası arenada etkisini büyük ölçüde artırdığına, bunun da Tahran’la yakın bir ilişkiye olan ihtiyacının, hedefleri bakımından eskiye kıyasla değişmesi anlamına geldiğine işaret ettiler.

İran’ın bir yıl önce yaşanan Ermenistan-Azerbaycan savaşı nedeniyle kaybettiği ve Suriye’deki varlığının akıbeti de dahil birçok zorlukla karşı karşıya kalan bölgesel dosyalara ilişkin konumu da değişti. Buna karşın Tahran, geçtiğimiz yıl tam üye olduğu Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) başta olmak üzere Moskova ve Pekin liderliğindeki bölgesel ittifaklara daha fazla katılım gösteriyor.

Bölgesel politikalar, Kazakistan’da yaşanan son olaylar ve Güney Kafkasya, Orta Asya ve Afganistan’daki durum Peskov’un dediği gibi, ‘Moskova ve Tahran arasında saatlerin ayarlanmasını ve Moskova ile Tahran arasındaki koordinasyon mekanizmalarının güçlendirilmesini’ gerektiren dosyalar arasında yer alıyor.

Şarkul Avsat