İran’daki Natanz Nükleer Tesisi’ndeki santrifüjler

İran, ABD yaptırımlarının bir kısmının kaldırılmasını ‘olumlu, ancak yetersiz’ buldu

Malley: Kısa süre içinde müzakere masasına dönme konusunda anlaştık.

ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin, Tahran ile ‘güven köprüleri’ kurmak amacıyla ‘teşvik edici adımlar atma’ niyetinde olduğuna dair ortalıkta dolaşan spekülasyonların ardından beklenen adım geldi. Washington, herhangi bir resmi açıklama yapmadan, İran’ın sivil nükleer programıyla ilgili, eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından iptal edilen askeri olmayan nükleer projelerde yer alan ülkeleri ve şirketleri ABD yaptırımlarının tehdidinden koruyan temel muafiyetleri yeniden yürürlüğe koydu.

Washington’ın bu adımına Tahran’dan yanıt gecikmedi. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, ABD’nin Tahran’a uygulanan yaptırımları kaldırmaya yönelik adımlarını ‘olumlu, ancak yetersiz’ olarak niteledi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Şemhani, Tahran’ın nükleer araştırma ve geliştirmeye devam etme hakkına sahip olduğunu söyledi. Şemhani, bu konunun herhangi bir anlaşma ile kısıtlanamayacağını da sözlerine ekledi.

Atılan adım bir taviz değil

ABD’li üst düzey bir yetkili, İran’ın nükleer faaliyetlerindeki gelişmelerden kaynaklanan endişelerin artması nedeniyle nükleer silahların yayılmasının önlenmesi çerçevesinde dış katılımın sağlanması için yaptırımların yeniden hafifletilmesi kararı aldıklarını söyledi. Yetkili, kararın ayrıca Viyana’da sona yaklaşan nükleer anlaşmayı canlandırma müzakerelerindeki teknik meselelerin çözümünde kolaylık sağlamaya yönelik olduğunu kaydetti. Tahran ile dünya güçleri arasında önümüzdeki günlerde Viyana’da müzakerelerin yeniden başlayacağına işaret eden ABD’li yetkili, müzakerelerin sürdüğü Viyana’da bir anlaşmaya varılması durumunda, İran’ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini bir an önce yeniden uymaya başlamasını sağlamak için bu muafiyetin gerekli olduğunu açıkladı. Yetkili, Viyana’da bir anlaşma olmasa bile, bu teknik müzakerelerin nükleer silahların yayılmasını önleme hedeflerine ulaşmalarına katkıda bulunacağını vurguladı.

Washington’ın, bazı muafiyetleri geri getirme kararının İran’a yönelik bir tavizi teşkil etmediğini vurgulayan ABD’li yetkili, “İran’ın atom bombası geliştirmesini engellemesi amaçlanan 2015 tarihli nükleer anlaşmayı canlandırmak için bir uzlaşıya varmak üzere olduğumuzun da bir işareti değil” şeklinde konuştu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “İran’a uygulanan yaptırımları hafifletmedik. Tahran, KOEP (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) kapsamındaki taahhütlerini yerine getirene kadar bunu yapmayacağız” dedi.

Araştırma reaktörü

Muafiyetler, diğer ülke ve şirketlerin, ABD’nin ‘güvenlik ve nükleer silahların yayılmasını önleme’ adına uyguladığı yaptırımların dışında kalarak İran’ın sivil nükleer programına katılmalarına izin veriyor. Bu muafiyetler, özellikle Tahran’ın araştırma reaktörü ve Arak Ağır Su Reaktörü’nü kapsıyor. Uluslararası topluma göre bu reaktör o kadar dönüşüme uğradı ki askeri kullanım için plütonyum (uranyumdan üretilen ve uranyuma alternatif olarak kullanılabilen bir radyoaktif element) üretmek imkansız hale geldi.

Eski ABD Başkanı Donald Trump, 2018 yılında nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekildikten ve İran’a yönelik ‘azami baskı’ politikası çerçevesinde Tahran’a yeniden ekonomik yaptırımlarının çoğunu uyguladıktan sonra ‘nükleer silahların yayılması risklerinin azaltılması gerektiğini’ öne sürerek başlarda söz konusu muafiyetleri düzenli olarak uzatan kararlar aldı. Ancak Trump yönetimi, Mayıs 2020’de Tahran’ı daha ‘iyi bir anlaşma yapmaya’ zorlamak amacıyla bu muafiyetleri uzatmayı bıraktı.

İyi niyet göstergesi

İran’ın yarı resmi ajansı ISNA’nın haberine göre İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, ABD’nin kararıyla ilgili dün yaptığı açıklamada, “ABD’nin Tahran’a uygulanan yaptırımları kaldırmaya yönelik adımları olumlu ama yeterli değil” ifadelerini kullandı. İranlı Bakan, “Bugünlerde ABD tarafına gönderilen bazı mesajlarla, pratik bir şekilde bazı yaptırımları kaldırarak iyi niyetlerini göstermeleri gerektiğini söyledik. Bazı yaptırımların kaldırılması tam anlamıyla iyi niyetlerinin göstergesi olarak okunabilir. ABD’liler bundan bahsediyor, ancak kağıt üzerinde olanların iyi olsa da yeterli değil olmadığı bilinmeli” dedi.

Çok sayıda diplomatik kaynağın, yakında müzakerecilerin Viyana’daki müzakere masasına döneceklerini teyit etmelerine rağmen henüz belirli bir gün açıklanmazken, ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley, dün, ‘çok yakında müzakere masasına dönüleceğini’ vurguladı. ABD yönetiminin, Tahran’a yönelik yaptırımların birçoğunun kaldırılması gerektiğini düşünse de tüm yaptırımları kaldırma niyetinde olmadığını açıklayan Malley, ABD merkezli MSNBC televizyon kanalına verdiği demeçte, Tahran’a daha önce uygulanan bazı yaptırımların nükleer anlaşmayla ilgili değil, İran’ın bölgedeki milislerin desteklemesine atıfla ‘davranışlarıyla ilgili’ olduğunu söyledi.

Viyana’ya dönüş

Müzakerecilerin önümüzdeki hafta Viyana’ya döneceklerini söyleyen ancak belirli bir gün söylemeyen Malley, “Bu, ABD yönetiminin ve diğer müzakerecilerin anlaşmanın henüz tamamen ölmediğine olan inancını gösteriyor” şeklinde konuştu. Malley, müzakerelerde nükleer anlaşmanın canlandırılması için bir uzlaşıya varılamaması halinde ne olacağı sorusuna ise, “Tahran’ın nükleer programıyla başa çıkmanın başka yollarının değerlendirilmesi gerekiyor” diye yanıt verdi. ‘Diğer seçenekler’ denilince, ABD ve İran’la müzakereye şiddetle karşı çıkan İsrail ile ABD arasında tartışılanları akıllara getiriyor. Malley, ‘bazı anlaşmazlıklar olsa da’ ülkesinin İran’ın nükleer dosyasıyla ilgili olarak İsrail ile yakın bir şekilde çalıştığını söyledi. Biden yönetimi, İran’ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerine geri dönmesi koşuluyla, İran’ın nükleer programının tamamen sivil ve barışçıl kalmasını sağlamak amacıyla 2015 yılında dünya güçleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşmaya geri dönmek istiyor.

Şarku’l Avsat