Suriyeli hacılar Hişam Karandal ve Mueyyid el-Hali.

Hac ibadetini yerine getiren Suriyelilerin engelleri alt eden gülümsemeleri

Suriyeliler, savaşa ve ekonomik zorluğa rağmen yaşadıkları acının üstesinden gelerek Hac ibadetlerini yerine getirdi ve hayallerine kavuştu.

Savaşta belden aşağısını kaybeden ve Hac için Halep’ten gelen 33 yaşındaki Hişam Karandal, 7 yıl önce yaşadığı trajediyi anlatırken dahi gülümsemesini bırakmadı.

Karandal şu açıklamada bulundu:

“Bir gün Halep’te yürüyordum ve hiç beklenmedik bir şey oldu. Bölge bombalandı. O anda boyutunu ve nasıl olduğunu fark etmediğim bir yara aldım. Ağrı oldukça şiddetliydi. Hastaneye götürüldükten ve doktorlar etrafıma toplandıktan sonra durumun ciddiyetini anladım. Omuriliğimden yaralandığımı söylediler. Bunun farkındaydım. Zira vücudumun alt kısmını kontrol edemiyordum. Teşhis ve tedavi sürecimin bitmesiyle hayata yeniden başlamak amacıyla içinde bulunduğum her durumda dostum ve yoldaşım olan tekerlekli sandalyenin artık gerekli olduğunu anladım.”

Üç oğlu olan Karandal açıklamasında iki yıl boyunca tedavi gördüğünü aktardı:

“İki yıl boyunca belimden, kemikleri derinden etkileyen yaralar için tedavi gördüm. İlk önce ayağım ampute edildi. Bir yıl sonra da aynı nedenlerle diğer ayağıma aynı işlem uygulandı. Şimdi ise görüldüğü gibi üzüntülerin yükünü üzerimden attım.”

Karandal Hac ibadetini yerine getirmek için seçildiğinde hissettiklerini şöyle ifade etti:

“Kelimelerle anlatılması ve açıklaması zor bir durumdaydım. Haberi aldığımda sevinç gözyaşlarının ne demek olduğunu anladım. Çantamı topladım ve yolculuk için hazırlandım. İşte bugün Arafat’tayım. Emeği geçen herkese, rahatımız için tüm imkanları sağlayan Suudi hükümetine ve Suriye Hac heyetine teşekkür ederim. Bana sağlık hizmeti veren ve ameliyatımı gerçekleştiren Kral Faysal Hastanesi’ne minnettarım.”

Humus şehrinden gelen 34 yaşındaki Mueyyed el-Hali’nin hikayesi de acılarla dolu. El-Hali, 2014 yılında Humus’un kuzey kırsalındaki Harra’da durumun neredeyse sakin olduğunu, bölgenin kuşatılmış ve birçok kontrol noktasıyla çevrilmiş olduğunu belirttiği açıklamasında şunları syledi:

“Ben ve bazı gençler aramızda konuşuyorduk. Bir anda kontrol noktalarından birinden atılan bir top mermisi bölgeye çarptı. Ne tür bir mermi olduğu belli değildi. Yanımdaki gençler öldü, birçok çocuk da yaralandı. Sağ kolumun kaybı, kırıklar ve ayağıma isabet eden şarapnel ile durumumun ciddiyetini hissetmeye başladım. Bilincimi kaybetmedim ama yaşadıklarımı şu an tam olarak hatırlamıyorum. Sahra hastanesine yaptığımız yolculuk yedi saatten uzun sürdü. Sonrasında tıbbi ekipman ve çalışan eksikliği nedeniyle kolum ampute edildi. Bu kazadan ve yaşadığım zorluklardan sonra üç yıl evde oturmak zorunda kaldım. Geçim kaynağım olan şoförlük mesleğini bıraktım. Dört çocuğum var. Sakatlık bana engel olmadı ve bugün Arafat’tayım. Vazifelerin en büyüğünü yapıyorum.”

Suriye Hacı İşleri Dairesi Başkanı Abdurrahman Paşa, Kovid-19 pandemisi sebebiyle önceki yıllarda Suriyeli hacı sayısı 22 bin 500’e ulaşırken bu yıl bu sayının yüzde 45 olduğunu ve 10 bin 186 Suriyelinin Hac ibadetini yerine getirdiğini söyledi.

Paşa, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Suriye’de meydana gelen olaylar sonucunda ilk kez engelliler ve yaralılar da dahil olmak üzere farklı yaşlardaki yaklaşık 270 hacının bu yılki Hac heyetinde yer aldığını söyledi. Paşa, bir hayırseverin, söz konusu kişilerin Hac ibadetlerini gerçekleştirmesi için yaptığı ziyaretin masraflarını karşıladığını, Suudi makamlarının da hacıların ülkeye girişlerini kolaylaştırmak için her türlü yardımı sağladığını belirti. Heyetin bu insanlara ulaşmasının büyük bir başarı olduğunu, ayrıca herkesin bildiği üzere Suriye’de her evde yaşanan birçok acı ve trajedi olduğunu vurguladı.

Paşa 270 Suriyeli hacının ülkede devam eden savaş nedeniyle yaralandığını, bazılarının vücudunun birçok bölümünü kaybettiğini belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Savaşta ağır kayıplara uğrayan bu grubun kutsal topraklara gelmesini ve ibadetlerini gerçekleştirmelerini sağlayan Suriye misyonunun bu yılki çalışmaları ayrı bir önem taşıyor.”

Paşa, Hac konusunun siyasetten uzak olması sebebiyle Yüksek Hac Heyeti’nin sayı dağılımının tüm Suriye bölgelerini kapsayacak şekilde yapıldığını vurgulayarak “Kimin kontrolünde olursa olsun tüm bölgeler için üzerimize düşeni yapıyoruz” dedi.

Paşa, Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrolünde olan bölgelerin de hacı dağılımından payını aldığına dikkat çekti. Yaklaşık 216 hacının kuzeydoğu Suriye üzerinden geçişinin kolaylaştırıldığını, Erbil şehrinin onlar için bir varış istasyonu olduğunu kaydetti. Suriye’nin kuzeyinden, muhalefeti tarafından kontrol edilen bölgelerden gelen hacılar Türkiye aracılığıyla gelirken Şam’dan ve Suriye hükümeti tarafından kontrol edilen diğer bölgelerden hacılar, Amman ve Beyrut’taki devlet daireleri aracılığıyla kutsal topraklara ulaştı. Bazıları da Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) devlet dairesi aracılığıyla geldi.

Paşa, Suriye’de istisnai bir durum olması ve genel olarak koşulların zorluğu nedeniyle hacıların Suudi topraklarına barış içinde varmasındaki zorluklara işaret etti.

Yaralılara bakım sağlamaktan sorumlu olan refakatçi Dia Şehbender, heyetin desteğiyle, ekibin çeşitli bölgelerden yaralı Suriyeli hacıların kutsal mekanlara naklini kolaylaştırıldığını söyledi. Şehbender şu açıklamayı yaptı:

“Burada özellikle tam bir özen ve dikkat gerektiren 270 yaralı hacıdan bahsettiğimiz için bu kolay bir iş değildi. Bu nedenle özel bir ekip oluşturuldu. Görevimizi kolaylaştıran, yaralı hacıların Suriye’den ayrılıp Suudi Arabistan topraklarına ulaşmalarına kadar yaklaşık iki gün süren yolculukta, Suudi Arabistan’daki tüm ilgili makamların desteği, hizmetleri ve ilgisi oldukça yakın ve sıcak oldu. Bu durum onlar için motive edici bir faktördü.”

Şarkul Avsat